Hakkımızda

Anıl AYDINOĞLU, DVM

 

1988 yılında İstanbul’ da doğdu. 2012 yılında Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ nden mezun oldu. İç hastalıkları Anabilim Dalı’nda yüksek lisansını tamamladı. 9 yıl boyunca Antalya International Veterinary Hospital’ da çalıştı ve başhekimlik görevini sürdürdü. Bu süre içerisinde iç hastalıkları, doğum-jinekoloji ve cerrahi alanlarında eğitimlere katılarak kendini geliştirdi.

2022 yılında Anilin Pet Care Center Veteriner Kliniği’ni kurdu. 

Bilimsel faaliyetlerinin yanısıra toplumsal bilincin geliştirilmesine ve sürdürülebilirliğine  yönelik çalışmalarını Anilin Pet Care Center çatısı altında devam ettirmektedir.

0(507) 919 90 01

0(242) 324 12 63

Fener Mah. 1947. Sk No:5/B Muratpaşa/Antalya

info@anilinpetcare.com

Vizyonumuz

Misyonumuz

Vizyonumuz

Anilin Pet Care Center, mümkün olan en iyi tıbbi bakımı uygulayarak her hastanın ve dostunun güvenini kazanmak için çalışır.

Misyonumuz

İnsan - hayvan ve veteriner hekim bağını güçlendirmek. En iyi bakım standardını sağlayarak, alanımızdaki en son gelişmelerden haberdar mükemmel bir veterinerlik hizmeti sağlamak. Evcil hayvanların dostlarıyla birlikte sağlıklı ve mutlu bir şekilde yaşamaları için duygusal ve psikolojik desteği sağlamak. Eğitime verdiği destek ve sosyal çalışmalarla toplumda ve yeni gelecek kuşaklarda hayvan sevgisini ve ‘yaşama hakkı’ düşüncesini pekiştirerek tüm dostlarımızın refah düzeylerini iyileştirmek.

Hizmetlerimiz

Koruyucu Hekimlik

Aşı Uygulaması

Mikroçip Uygulaması

Muayene - Check Up

Acil servis

İç Hastalıkları

Yoğun Bakım

Ağız ve Diş Sağlığı

Alerji Testleri

Laboratuvar Hizmetleri

Dijital Röntgen

Ultrason ve EKG

Anestezi

Cerrahi Operasyonlar

Doğum ve Jinekoloji

Pet Shop

Pet Kuaför

Eczane

Evlat Edindirme

Programlı Dış Hasta Hizmeti

Yurtdışı / Yurtiçi Seyahat İŞLEMİ

Devamını Gör
Ekibimiz

Uzman

Çalışanlarımız

Aliqua id fugiat nostrud irure ex duis ea quis id quis ad et. Sunt qui esse pariatur duis deserunt mollit dolore cillum minim tempor enim. Elit aute irure tempor

Sıkça Sorulan

Sorular

Tüm hayvan dostlarının kabul etmesi gereken acı gerçek, bu çocukların tüylerinin döküldüğüdür. Tıpkı insanlarda saçın büyüme ve dökülme dönemleri olduğu gibi, hayvanlarda da öyle. Bu, bir kedinin hayatındaki normal bir olaydır ve büyük ölçüde gün ışığından etkilenir. Dostumuzun gün içinde güneş ışığına maruz kaldığı saat sayısı, tüy dökme sürecini tetikler. İlkbahar ve sonbaharda dışarıda yaşayan kedilerde bu daha belirgindir. Ev kedileri , evin içindeki yapay ışık nedeniyle daha az miktarda tüy dökerler. Stres ve hastalık aşırı dökülmeye neden olabilir. Hem uzun tüylü hem de kısa tüylü kedilerde tüy dökülmesiyle mücadele etmenin en iyi yolu, dostlarımızı düzenli olarak taramaktır.
Tüy yapısı ve uzunluğuna göre en uygun tarağı seçmek için mutlaka veteriner hekiminizin önerisine uymalısınız.
Ayrıca piyasada günlük tüy dökülmesini azaltmak için kedinizin tüylerine uygulanabilecek bazı ürünler de bulunmaktadır.

Sıcaklıklar arttıkça, birçok iyi niyetli kedi ebeveyni, onları sıcaklık ve nem konusunda daha rahat tutmak için tıraş etmeyi düşünür ancak kedilerinizi tıraş etmek aslında onları yaz sıcağına ve güneş yanığına karşı kendi doğal savunmalarından mahrum eder. Kedi kürkü insan saçından tamamen farklıdır. Kediler için tüyleri, onların yalıtıma benzer şekilde hem soğuk hem de sıcak havalarda sıcaklıklarını düzenlemelerine yardımcı olur. İnsan saçından farklı olarak, tüyler, kedinizin
rahatlığından ve sıcaklık kontrolünden sorumlu olan farklı katmanlara sahiptir. Amaaaa bazen dostumuzun yaz sıcağını yenmesine yardımcı olmak için tüylerin kesilmesi faydalı olabilir. Çünkü keçeleşmiş, dağınık tüyler hava sirkülasyonunu engeller, vücudun soğumasına yardımcı olamaz ve kedinizin deri enfeksiyonları geliştirme olasılığını artırır. Veteriner hekiminiz tıraş öneriyorsa, dostunuzda en az 2.5-3 cm tüy bırakın. Çok az tüy bırakmak kedinizi güneş yanığı riskine sokar, batık tüyler ve tahriş olmuş deri ise enfeksiyon riskini arttırır.

Banyo yapmak birçok nedenden dolayı faydalıdır. Deri yüzeyi ölü deri hücrelerini, bakterileri, maya, polen ve küf sporlarını ve vücut salgılarını toplar. Düzenli banyo yapmak, bu kalıntı birikimini azaltmaya ve deri tahrişini önlemeye yardımcı olabilir.
Bununla birlikte, aşırı banyo derinin aşırı kurumasına neden olabilir.
Banyo sıklığı genellikle tüy tipine ve altta yatan herhangi bir deri hastalığı olup olmadığına göre belirlenir. Yangısal deri rahatsızlığı olmayan köpeklerde, tüylerinde çevreden gelen aşırı kalıntılar (çamur veya dışkıda yuvarlanma vb.) olmadıkça banyo yapmak nadiren gereklidir. Alerjik köpeklerde, tüyde alerjen taşıyıcılığını, inflamatuar duruma bağlı aşırı glandüler salgıyı azaltmak ve ikincil deri enfeksiyonları riskini azaltmak için genellikle 1-2 haftada bir banyo yapılması önerilir.

Kediler tırmalama hareketiyle ölü tırnaklarını pençelerinden uzaklaştırır ve ayaklarının altındaki koku bezleriyle işaretleyerek bölgelerini belirlerler. Uygun bir tırmalama alanı sağlanmazsa da, kanepeyi,
halıları, perdeleri parçalayarak dürtüsünü tatmin etmeye çalışır. Buna engel olmak ve kedi dostumuzu eğitmek için doğru tırmalama takımını almanız ve doğru bir şekilde yerleştirmeniz gerekli. Tırmalama direklerini kedinizin vakit geçirmekten hoşlandığı bir pencere veya hava akımı olmayan bir köşenin yanına veya sık sık çizilen bir mobilyanın önüne yerleştirebilirsiniz. Yeni alanını çekici hale getirmek için kedi nanesi, en sevdiği mama ya da kokunuzun bulunduğu bir tişörtü deneyebilirsiniz.

Vitaminler ve mineraller gerekli olabilir, ancak bu, her köpeğin bir takviyeye ihtiyacı olduğu anlamına gelmez. Dostumuzun ihtiyaç duyduğu tüm besinleri almasını sağlamanın en iyi yolu, onu yüksek kaliteli ve dengeli bir diyetle beslemektir. Doktorunuz bazı durumlarda vitamin takviyesi önerebilir;
Hızlı büyüyen ve ekstra besine ihtiyaç duyan yavrular, hamile veya emziren köpekler, besin eksiklikleri yaşaması olası ırk köpekler, bazı tıbbi durumları olan köpekler.

Bazı köpekler çok iyi yüzücülerdir ve suda rahattırlar, bazıları ise değildir. Dostumuz suda vakit geçirmeyi seviyorsa elbette bazı önlemler almakta fayda var. Dostumuz yüzerken mutlaka yanında
bulunun, yüzme birlikte yapacağınız bir aktivite olsun. Yine plaj yada sahildeyseniz etrafta metal, cam gibi atık maddeler olmadığına emin olun. Yanınızda bol içme suyu bulundurmanızda fayda var. Köpeğinizin su içme isteğini en aza indirmelisiniz. Hem de sıcak çarpmasına karşı önlem almış olursunuz. Yine sık sık mola vermeyi ve gölgede dinlenmeyi ihmal etmeyin. Yüzme sonrası dostumuza mutlaka duş aldırın. İyice kurutun. Özellikle uzun kulaklı ırklarda kulak temizliğine çok dikkat etmelisiniz.

İdrar kesesinde oluşan kristaller, zamanla taş formuna dönüşür ve kesik kesik idrar yapma, idrar yapamama, idrarda kan görülmesi gibi problemlere neden olur. Dostlarımız her ne kadar belli etmeselerde, fazlasıyla ağrıya yol açan bu hastalık çeşitli böbrek hastalıklarını da beraberinde getirir. Genetik ve çevresel faktörler hastalığın ortaya çıkmasında ve gelişiminde etkiliyken, diyet sorunu yine ilk sırada karşımıza çıkıyor.
Eğer Dalmaçyalı, İngiliz bulldog, Persian yada Himalayan vb. ırkların
bakımını üstlendiyseniz, minyatür ırkların ailesiyseniz, dostunuz az su tüketiyor yada aşırı kiloları varsa, lütfen doktorunuzla konuşun.

Tüy topağı önleyici malt kullanımını periyodik olarak öneriyorum. Elbette bu kullanım sıklığı kedinizin tüy yapısı ve uzunluğuna, sindirim problemleri yaşama sıklığına göre değişiyor. Kendi kedilerimin
öğürmesi, kusarken çıkardığı o tuhaf sesler benim için anksiyete sebebi 🙂 Eminim sizin için de öyledir. Bunu önlemek için bazı yöntemler önerebilirim. Dostumuzu olabildiğince sık tarayalım.
Önce tersten sonra düzeltme işlemine geçiyoruz. Eğer bundan hoşlanmıyorsa masaj eldiveni de kullanabiliriz.
Hipoalerjenik, kokusuz ıslak mendillerle tüyleri toplamakta işe yarıyor. Kedilerinizin diyetine haftada bir, tatlı kaşığını aşmayacak şekilde zeytinyağı ekleyebilirsiniz. Yaş mama ile diyeti dengelemek çok önemli. Ara sıra ton balığı yada sardalya ile küçük kaçamaklarınız olabilir.
Diyete biraz lif eklemekte de sakınca görmüyorum. Su alımını arttırmanız da faydalı olacaktır. Vereceğiniz maltın aroması önemli. Çoğu kedi karaciğer aromasını sevmiyor mesela 🙂 Ona alternatif markalar sunabilirsiniz

Yeni kedinizi eve getirdikten sonra ilk haftasında onu ayrı bir odaya koyabilirsiniz. Yerleşik kedinizin bu odaya girmesine veya tıslayarak kapıda kalmasına izin vermeyin. Bir hafta sonra, yerleşik kedinizin yeni kedinin bulunduğu odanın kapısının dışını keşfetmesine izin verebilirsiniz. Bir taşıma kutusunun içine yeni kedinizi yerleştirip, ana yaşam alanınıza getirin. Birbirlerinin varlığını oyunla ilişkilendirmeleri için hem kedileri hem de sevebilecekleri yiyecekleri aynı alanda bulundurabilirsiniz.
Kedilerin birbirlerine karşı saldırgan olmadıkları sürece birlikte geçirdikleri süreyi kademeli olarak artırabilirsiniz. Biraz sabırlı olmanız gerekecek 🙂

Peki ya neden?
Dişi köpek ve kedilerinizin meme ve rahim kanseri gelişme riskini azaltabilir, rahim enfeksiyonu olma olasılığını ortadan kaldırabilirsiniz.
Erkek köpeklerde prostat kanseri, erkek kedi ve köpeklerde testis tümörleri ve fıtıklaşma riskini önleyebilirsiniz.
‘Şişmanlayacak mı?’ sorusunu duyar gibiyim. Bu tamamen dostumuzun aktivasyonuyla ilgili. Eğer diyeti buna uygun ayarlanırsa tabi ki şişmanlamayacak. Ama şunu söyleyebilirim ki; agresyonun büyük ölçüde önüne geçebileceksiniz! Dışarı kaçmak istemeyecek ve idrar püskürtmeyecek! Operasyonun sizi endişelendiren kısmı, anestezi. Biliyorum! Uygun anestezi yöntemleri ve uygun yaklaşımlarla
dostunuzun hayatı emin ellerde.

Kısırlaştırma operasyonu; kedi ve köpeklerde ileri yaşlarda karşılaşılan meme tümörüne karşı korunma
amaçlı yapılır. İlk kızgınlık dönemi öncesinde yapıldığında, ileri yaşlarda oluşabilecek meme tümörü
riski % 0,5 iken, ilk kızgınlık sonrası bu oran % 8’e çıkmaktadır. İkinci östrus ile 2,5 yaş arasında yapılan
kısırlaştırmalarda ise meme tümörü riski % 26 olarak belirlenmiştir.

Kısırlaştırdıktan sonra, üreme döngüsü durmalı ve daha fazla kızgınlık semptomu göstermemelidir. Ancak bazen operasyon sırasında yumurtalık dokusunun bir kısmı içeride kalır. Bu kısım, doğurganlığı
harekete geçiren hormonları salgılamaya devam eder ve artık hamile kalamasa bile kızgınlık görülebilir. Nadir görülen adrenal problemler ve anormal yumurtalık yapıları da söz konusu olabilir. İlk akla gelen cerrah hatası olsa da; bazı dişi kediler ve yumurtalıktan ayrı, yardımcı dokulara sahiptir ve ancak ana yumurtalık çıkarıldıktan sonra aktif hormon üretimi başlar 🙁 Öncelikli yaptırmanız gereken testler mevcuttur. Detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.

En sevdiğim soru! Evet, kısırlaştırılabilir. Korona taşıyıcı bir kedi, herhangi bir sebeple bağışıklık sistemi düştüğünde mutasyonla FIP hastalığını geliştirebilir. Meme veya rahim kanseri gelişmiş bir kedinin korona mutasyonu olasılığı, operasyon sonrası gelişebilecek korona mutasyonuna göre daha yüksektir. Operasyon sonrasında uygun yaklaşımlarla bu durumu kontrol altına alabilecekken, maalesef kanserli hastalarda bu pek mümkün olmuyor. Aynı durum tüm viral ve metabolik hastalıklar için de geçerli. Hasta sahibinin doğru ve eksiksiz bilgilendirilmesi ve birlikte karar vermek çok önemli.

Fotoğraf

Galerisi

İletişim

    Daha Fazla Bilgi Edinin

    En kısa zamanda sizinle iletişime geçeceğiz…